Türkçe

Yazarın diliyle; ‘’Kitabımızın içindeki konular; tevhit ağırlıklı olup, Hakk’ı talep edenlere bir çağrıdır. Bizi bize tanıtacak olan bu eserde; Aleme gelişimizin esas gayesi bildirilerek, kimiz ve neyiz sorusunun özü olan mevzular işlenmiştir. Ne için bu aleme geldik? Esas aradığımız nedir? Bir şeyler arıyoruz ama aradığımızın ne olduğunu bilemiyoruz. Her şey madde değil, maddeden daha önemli olanı bulup, huzura ermemizdir. Psikolojik problemlere girenler, rahatlamak için psikoloğa giderler. Gittiklerinde, psikolog onları geçici olarakta olsa biraz rahatlatır. Psikologları, bizleri ve cümleyi halk eden, Allah’ı bulduranı bulabilirsek, hem bidayetimizi ve hem de nihayetimizi öğrenerek, ebediyyen huzura kavuşmuş oluruz. Ayette: “En nasu niyamu izematu intebehu” Meali: “Nas (insan) uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar.

” Bir manevi uyarıcı olmadan, rahatsızlıklarımız da devam edip gidecektir. Bunun temini için, bu okuduğunuz satırlarda bir yol gösterilmiştir. Bu kitapta; icmali olan ilim, bütün detaylarıyla açıklanmış olarak göreceksiniz. Bu ilim ; ARA, BUL, BİL, GÖR, OL ilmidir. Hakikat aslında bir olmakla birlikte, yine aynı hakikatin dalları, budakları, yaprakları açısından yâni insanların istidatları yönünden başkalıklar göstermektedir. İşte bütün mesele, TEK olan Hakikatin zuhuru ile başkalık gösteren, zıtlıkların doğrusunu bulup, huzur içinde yaşantımıza devam etmektir.

Tasavvuf ve Melâmet Sülûku, insanın direkt Allah bilgisine ulaşması için, tefekkür yoludur. Allah’a ulaşmak için tekke, zaviye gibi şeylere itibar etmezler, sayısal ibadetlerden kaçınırlar. Çünkü Allah’ı zikretmenin sayısı olmadığı gibi, kılık kıyafeti de yoktur.(Sarık,takke ve sakal gibi). Tarikatların heyeti umumiyesinde rabıta vardır.Kendilerinden hatırı ve hayal vehmini ortadan kaldırmaları için rabıta yaparlar.Yâni şeyhlerini iki kaşın arasına alırlar. Kötü şeylerin hatıra gelmemesi içindir. Halbuki bu büyük bir hatadır. Çünkü, şuhutlarında şeyh “ mukayyet” tir. Zikir halinde rabıta ile uluhiyeti şeyhe izafe ederler. Bu ise küfür ve şirktir. Mürşitte tam fena, zikr-i daim yani ademiyetini Hakk’ta fani etmektir. Melâmet Piri Seyyid Muhammed Nur’un zikr-i daimi şudur:Salik ya da mürid ne işle meşgul olursa olsun, kendine hangi makam telkin edilmişse, kalp o hakikate teveccühle ismi celali telaffuz etmeksizin daima fikrinden geçirir. Bu suretle baktığı, gördüğü, söylediği, konuştuğu, yürüdüğü, oturduğu yerlere, baktığı kimselere o isimle nazar eder.

Melâmiler kendi ihtiyarisiyle (isteğiyle) ölenler, yani izdirari (mecburi) ölüm ile ölmeden Hakk’ın ihtiyarisiyle vuslat-ı Hakk’ta fani olan zümredir. Allah’ta tamamen fani olup, masivadan kendilerinde koku olmayanlardır. Peygamberimizin gerçek varisleridir. Melâmet’in sırrına ermiş olan sevgili Peygamberimiz’in varisi İmam-ı Ali A.S.’dır. Ondan gelen imamlarımız ve son İmam-ı Mehdi’den sonra da bu varislik devam etmektedir. Bugünün varisleri Ehlibeyt devrinde olduğu gibi, Hakk tarafından seçilirler, halk arasında dolanırlar lakin halktan kendilerini gizlerler.

“Beni kaybetmeden bana Kur’anı sorun, hakikati sorun. Ayetlerin her bir manasını sorun. O ayetlerin gece mi, gündüz mü gelmiş olduğunu, sebebini sonucunu bildireyim size. Gökyüzünün yollarını sorun bana. Yeryüzünün yollarından daha iyi bilmekteyim gökyüzünün yollarını. Beni kaybetmeden sorun her şeyi. Çünkü ben konuşan Kur’anım.” Hz. ALİ k.s

English

By the words of writer;  

 

The topics in our book are predominantly about Tawhid/Oneness and a call to those who demand the Truth/God. In this work, which let us know ourselves; The main purpose of our arrival in the world/realm has been notified and the issues that are the essence of the question of who we are and what we are discussed. Why did we come in this world? What are we really looking for exactly? We're looking for something, but we don't know what we're looking for. It's not all about matter, it's finding what's more important than matter and finding peace. Those who have psychological problems go to the psychologist to relax. When they're gone, the psychologist relieve them  albeit temporarily. If we can find the One who let us find the God who creates psychologists, us and all the world, we will be at peace forever by learning both our blessing and our end. In verse of the Quran, “En nasu niyamu izematu intebehu”   Meaning: ‘’People are asleep, they wake up when they die.’’ 

  

Without a divine stimulus, our discomfort will continue. To ensure this (comfort),  a way is shown in these lines. In this book; you will see the knowledge/wisdom explained in all its details briefly. This knowledge is the wisdom of  LOOK FOR, FIND, KNOW, SEE and BE.  Although the truth is actually one, it also shows other aspects in terms of the branches, prunings and leaves of the same truth in terms of the tendency / desire of the people. The whole point is to find the truth of the duality/ contrasts that differs due the appearances of the ONLY truth  and to continue our lives in peace. 

  

Sufism and Melamet Sulûku (divine journey) are a way of contemplation for man to reach the wisdom of God directly.  In order to reach God, they do not give credit to things such islamic monastery and dervish lodges, they avoid from numerical worship. That is because there is no number of remembrance/Dhikr of God, nor is there any dress. (such as turband, coif and beard). There is a rabita (spiritual connection with cult Sheikh) within the delegation of cults. They make rabıta to remove the delusion. They imagine their Sheik in their third eye. It's to make bad things not come as memories. However, this is a big mistake. Because, at this point, they connect to their Sheikh in their mind. During Dhikr, they attribute divinity  to their Sheikh via rabıta. This is curse and shirk. To be lost in Sheikh exactly is to lost his humanism /ademiyet in God via everlasting Dhikr. 

The Piri Sayyid Mohammed Nur always mention that : No matter what job follower/disciple is engaged in, whatever maqam/position he is inspired, the heart always passes through his mind without pronouncing the name of God with gratitude for that truth. In this way, he experience at the places where he looks, sees, says, talks, walks, sits, looks at people by that name. 

  

Melamis are the people who die by their will, that is, those who die before inevitable death and lost in God via ultimate union by the will of God. Those who lost in God completely  and not  have the smell of  anything other than the God in themselves. They are the true heirs of our Prophet. Imam-i Ali A.S. is the heir of our beloved Prophet, who has reached the secret of the Melamet. This heir continues after our imams and the last Imam Mahdi. Today's heirs are chosen by God, as in the time of Ahlul bayt, they walk among the people, but they hide themselves from the people. 

  

“Ask me abouth the Qur’an before you lose me, ask me about the truth. Ask the meanings of the each verse. Let me inform you whether those verses came at night or during the day, and why and consequence. Ask me the ways of sky. I know better; the ways of sky rather than ways of earth. Ask everything before you lose me because I am the speaking Quran.” Hz. ALİ k.s 

İLMİN HAKİKATİ

Satın almak için